Bilgi notunu okumak için tıklayın.
Türkiye’de iklim kriziyle mücadelede kritik bir adım olarak sunulan İklim Kanunu Teklifi, gençlerin ve sivil toplumun iklim politikalarındaki rolünü yok sayıyor. GoFor olarak hazırladığımız “İklim Kanunu Teklifi’ne Dair Bilgi Notu”, teklifte yer almayan hak temelli perspektifin, katılım mekanizmalarının ve adil dönüşüm çerçevesinin yokluğuna dikkat çekiyor.
Kanun teklifi, gençlerin iklim krizinden en fazla etkilenen gruplardan biri olmasına rağmen, onları içermeyen ve karar alma süreçlerinden dışlayan bir anlayışla şekilleniyor. İklim krizine karşı etkili ve adil politikalar geliştirmek için gençlerin sadece izleyici değil, özne olarak tanınması gerekiyor.
Gençler ve sivil toplumdan görüş alınmadı
Teklifin hazırlanış süreci, iklim adaleti mücadelesinin en temel ilkesi olan katılımcılığı ihlal ediyor. Sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve akademik çevreler gibi bilgi ve deneyim sahibi aktörlerin görüşleri alınmadan hazırlanan bu teklif, şeffaflıktan uzak ve demokratik meşruiyeti zayıf bir çerçeve sunuyor.
Kanun teklifinde, gençlerin haklarına, kırılganlıklarına ve çözüm üretme kapasitelerine hiçbir şekilde yer verilmemesi, iklim krizinin nesiller arası adalet boyutunu tamamen göz ardı ediyor. Muğlak ve yetersiz ifadelerle tanımlanmış katılım mekanizmaları, iklim krizinin oluşumunda en az paya sahip olan gençlerin, bu sorunların en ağır sonuçları ile baş başa bırakmaktadır.
Yetersiz hedefler üzerine kurulu bir teklif
İklim Kanunu Teklifi, Türkiye’nin mevcut Ulusal Katkı Beyanı (NDC) hedeflerini hukuki zemine oturtmayı amaçlıyor. Ancak bu hedeflerin hem iddiasız hem de Paris Anlaşması’nın 1,5°C hedefiyle uyumsuz olması, Kanun Teklifi’nin etkili ve bağlayıcı bir çerçeve sunmasını engelliyor. Teklifte sera gazı emisyonlarının azaltımına dair düzenlemeler bulunsa da, bunlar yetersiz NDC’ye dayandığı için yeterince güçlü değil. Bu durum, teklifin iklim kriziyle mücadelede gerçekçi ve dönüştürücü bir yol haritası sunmasını ciddi şekilde sınırlıyor.
Adil dönüşüm değil, sermaye odaklı dönüşüm
İklim Kanunu Teklifi, fosil yakıt bağımlılığından çıkışı ve karbon nötr hedeflerini piyasa mekanizmalarına bırakıyor. Bu yaklaşım, iklim politikalarını sosyal adalet ilkelerinden koparıyor. Yeşil finansman ve karbon piyasası gibi araçlar üzerinden kurgulanan bu sistem, enerji yoksulluğu, barınma krizi ve güvencesiz istihdam gibi gençlerin halihazırda yaşadığı sorunlara çözüm üretmek yerine, bu sorunları daha da derinleştirme riski taşıyor.
Kanun teklifinde adil dönüşüme dair bir yol haritası sunulmaması, sosyal koruma mekanizmalarının yetersizliği ve kırılgan gruplar için özel önlemlerin eksikliği, iklim politikalarının adalet boyutunu yok sayıyor. Bu haliyle teklif, iklim krizini sadece teknik ve ekonomik bir sorun olarak ele alıyor; oysa iklim krizi aynı zamanda bir haklar krizidir.
Ne talep ediyoruz?
GoFor olarak, İklim Kanunu Teklifi’nin katılımcı, adil ve hak temelli bir yaklaşımla yeniden ele alınmasını talep ediyoruz. Gençlerin haklarını, sesini ve mücadelesini iklim politikalarının merkezine koymayan hiçbir düzenleme, iklim adaleti hedeflerine ulaşamaz.
Bu kapsamda:
- Piyasa odaklı mekanizmalar yerine kamu yararını esas alan adil dönüşüm politikaları geliştirilmeli.
- İklim Kanunu, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki sorumluluklarına uygun, iddialı ve bilimsel temelli bir çerçeveyle yeniden düzenlenmeli.
- Gençlerin ve sivil toplumun karar alma süreçlerine etkin katılımı yasal güvence altına alınmalı.
- İklim Kanunu’na insan hakları, kuşaklar arası adalet ve çevresel adalet ilkeleri açık şekilde dahil edilmeli.
- Gençlerin iklim değişikliğine karşı kırılganlıkları tanınmalı ve gençlere yönelik özel koruma ve destek mekanizmaları oluşturulmalı.
- Danışma Kurulu’nun yapısı katılımcı, çoğulcu ve bağımsız olacak şekilde yeniden düzenlenmeli.





