Gençlik Perspektifinden Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve Siyasi Parti Raporları

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun sonuç raporu ile siyasi partilerin Komisyona sunduğu değerlendirme metinleri kamuoyuyla paylaşıldı. Gençlik Örgütleri Forumu (GoFor) olarak, Komisyon sürecinin ardından bu süreçte söz konusu raporları gençlik hakları perspektifinden ele alan bir bilgi notu yayımladık.

GoFor olarak, 15 Ekim 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun gençlik oturumuna katıldık. Emek Partisi (EMEP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından komisyona önerilmemizin ardından resmi olarak davet edildiğimiz bu oturumda, yaklaşık 60 gençlik örgütünün ortak iradesini temsil ederek gençlerin barış, demokratikleşme ve eşit yurttaşlık taleplerini TBMM zemininde dile getirdik.

Komisyon sonuç raporunun yayımlanmasının ardından hazırlanan bilgi notu, bu süreçte ortaya çıkan tartışmaları gençlik perspektifinden değerlendirmek amacıyla kaleme alındı. Metin, Komisyon’un sonuç raporunu ve siyasi partilerin Komisyona sunduğu raporları birlikte ele alarak barış tartışmasının nasıl kurulduğunu ve gençliğin bu tartışmada nasıl konumlandırıldığını inceliyor.

Bilgi notu, barışı, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı, üniversite özerkliği, eşit yurttaşlık, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yerel demokrasi gibi temel demokratik alanlarla birlikte ele alıyor. Böylece Komisyon sürecinin gençler açısından taşıdığı demokratikleşme boyutunu ve aynı zamanda bu potansiyelin hangi alanlarda sınırlı kaldığını ortaya koymayı amaçlıyor.

Bilgi notunu okumak için tıklayın.

Komisyon raporu: demokratikleşme vurgusu, sınırlı kurumsal mekanizmalar

Bilgi notunun ilk bölümünde, 18 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu sonuç raporu inceleniyor. Raporda kalıcı barışın yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, demokratik siyaset, hukuk devleti ve toplumsal meşruiyetle birlikte mümkün olabileceği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, barışı salt bir çatışmasızlık durumu olarak tanımlamayan bir çerçeve sunuyor.

Bununla birlikte değerlendirme, demokratikleşmeye ilişkin vurguların büyük ölçüde normatif düzeyde kaldığına işaret ediyor. Raporda ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı, üniversite özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi gibi alanlarda somut kurumsal mekanizmalar ya da mevzuat değişiklikleri ortaya konmuyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBTİ+ hakları, yerel yönetimlerin rolü veya hakikat ve yüzleşme süreçleri gibi başlıklar da sınırlı biçimde ele alınıyor.

Özellikle şu başlıklarda önemli boşluklar dikkat çekiyor:

  • gençliğin barış sürecinde kurucu bir özne olarak tanımlanmaması
  • ifade ve protesto hakkına ilişkin yapısal mevzuat sorunlarının ele alınmaması
  • üniversite özerkliği ve akademik özgürlüğe dair bir reform çerçevesi bulunmaması
  • eşit yurttaşlık ve ayrımcılıkla mücadele mekanizmalarının somutlaştırılmaması
  • yerel demokrasi ve toplumsal katılım mekanizmalarına ilişkin somut araçların ortaya konmaması

Bu nedenle Komisyon raporu, barışı güvenlik merkezli bir çerçeveye indirgemese de demokratikleşmeyi kurumsal ve bağlayıcı araçlarla destekleyen bir yol haritası ortaya koymuyor.

Siyasi parti raporları: farklı yaklaşımlar, ortak boşluk

Bilgi notunun ikinci bölümünde Komisyona sunulan siyasi parti raporları ayrı ayrı inceleniyor. Metinler arasında barışın nasıl tanımlandığı, demokratikleşme ile nasıl ilişkilendirildiği ve eşit yurttaşlık meselesinin nasıl ele alındığı konusunda önemli farklılıklar bulunuyor.

Bazı raporlar süreci güvenlik, güvenlik ve devlet merkezli bir yaklaşım üzerinden ele alırken, bazıları demokratikleşme, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve eşit yurttaşlık perspektifini öne çıkarıyor. Bazı metinlerde ifade özgürlüğü, yerel demokrasi veya mevzuat reformlarına ilişkin daha somut öneriler de yer alıyor. Buna rağmen raporlar birlikte incelendiğinde dikkat çeken ortak bir durum ortaya çıkıyor. Gençlik hiçbir raporda barış sürecinin kurucu öznesi olarak sistematik biçimde tanımlanmıyor.

Gençler çoğu metinde ya sınırlı biçimde anılıyor ya da dolaylı biçimde ele alınıyor. Gençlerin karar alma süreçlerine katılımını sağlayacak kurumsal mekanizmalar, gençlik örgütlerinin sürece kurumsal katılımı ve genç kadınların sürece dahil edilmesini güvence altına alacak araçlar büyük ölçüde tanımlanmıyor.

Gençlik olmadan barış kurulamaz

Barış süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından gençliğin rolü kritik önem taşıyor. Dünya deneyimleri, gençliğin dışlandığı barış süreçlerinin toplumsal meşruiyet üretmekte zorlandığını ve uzun vadede kırılgan kaldığını gösteriyor.

Komisyon raporu ve siyasi parti metinlerini birlikte değerlendirdiğimizde, gençliğin sürecin kurucu öznesi olarak tanımlanmadığı görülüyor. Oysa barışın toplumsallaşabilmesi, gençlerin karar alma süreçlerine katılımı ve gençlik örgütlerinin bu sürecin meşru aktörleri olarak tanınmasıyla mümkün.

Bu nedenle barışın demokratikleşme, eşit yurttaşlık ve toplumsal katılım temelinde kurulacak bir süreç olarak ele alınması gerektiğini vurguluyoruz. Gençliğin yok sayıldığı bir barışın eksik kalacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.

Bilgi notunu okumak için tıklayın.

Önerilenler

Skip to content