COP31’e giderken: LSU ile Ortak Politika Belgesi

Gençlik Örgütleri Forumu (GoFor) ve İsveç Ulusal Çocuk ve Gençlik Örgütleri Konseyi (LSU) olarak COP31 sürecine giderken hazırladıkları ortak politika belgesini yayımladık. Türkiye ve İsveç’ten gençlik örgütlerinin katkılarıyla hazırlanan belge, iklim krizine ilişkin mevcut politika çerçevesine eleştirel bir yaklaşım sunuyor.

Politika belgesi için tıklayın.

Politika belgesi, iklim krizinin teknik bir sorun olarak ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Ekonomik büyüme, piyasa temelli araçlar ve özel sektör öncelikleri etrafında şekillenen mevcut kalkınma ve iklim politikalarının yapısal olarak adil ve etkili bir dönüşüm üretemediğini vurguluyor. Bu nedenle iklim yönetişiminin yeniden dağıtım, kamusal sorumluluk ve demokratik katılım temelinde yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.

Bu politika belgesi, LSU ortaklığında yürütülen Çevresel Sürdürülebilirlik ve Adalet Değişim Programı kapsamında geliştirildi. Programın ikinci buluşması 23-27 Şubat 2026 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirildi. Bu aşamada Türkiye ve İsveç’ten gençlik örgütü temsilcileri bir hafta boyunca kapasite geliştirme çalışmalarına katıldı. Aynı zamanda uluslararası kurumlarla temaslarda bulundu. Hazırlanan politika belgesi bu görüşmelerde karar alıcılarla paylaşıldı. Gençlik örgütlerinin iklim politikalarına ilişkin talepleri COP31’e giden süreçte farklı uluslararası aktörlere aktarıldı. Detaylar için tıklayın.

COP30’dan COP31’e: uygulama söylemi, yapısal sınırlılıklar

Belge, COP30’un “uygulama” odağıyla öne çıkmasına rağmen, iklim yönetişiminde yapısal bir dönüşüm yaratmadığını ortaya koyuyor. Uyum finansmanı ve izleme mekanizmalarına ilişkin adımların, iklim krizinin temel nedenlerine müdahale etmediği belirtiliyor.

Fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin bağlayıcı bir çerçevenin bulunmaması ve iklim finansmanının hala piyasa araçları üzerinden ele alınması, mevcut yaklaşımın sınırlarını gösteren başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu çerçevede COP31, mevcut yönetişim anlayışının sürdürülmesi ile daha adil, kamusal ve dönüşüm odaklı bir iklim politikasına yönelme arasında kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.

Türkiye ve İsveç’te iklim politikalarının ortak sorunları

Politika belgesi, Türkiye ve İsveç’i karşılaştırmalı bir hiyerarşi içinde değil, ortak yapısal eğilimler üzerinden ele alıyor. Her iki ülkede de iklim politikalarının farklı biçimlerde piyasa uyumlu araçlar, özel sektör öncelikleri ve büyüme odaklı yaklaşımlar etrafında şekillendiği vurgulanıyor.

Türkiye bağlamında belge, piyasa merkezli iklim politikaları, zayıf azaltım ve uyum hedefleri ve fosil yakıt bağımlılığına dikkat çekiyor. İsveç bağlamında ise deregülasyon eğilimleri, madencilik politikaları ve yerli toplulukların hakları öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Bu çerçevede belge, farklı bağlamlarda benzer biçimde işleyen büyüme odaklı kalkınma politikalarının iklim adaleti kapsamındaki sınırlarını ortaya koyuyor.

Türkiye’nin “Sıfır Atık” vizyonu

Politika belgesi, Türkiye’de iklim politikasının uluslararası alanda giderek daha fazla “Sıfır Atık” vizyonu üzerinden sunulmasına da özel olarak odaklanıyor. Belgede, atık azaltımı ve döngüsellik gibi başlıkların tek başına sorunlu olmadığı; ancak Türkiye’de bu söylemin, iklim krizinin yapısal nedenlerini tartışmak yerine bir iklim markalaması işlevi gördüğü vurgulanıyor. Bu çerçevede belge, Türkiye’nin Avrupa’dan büyük miktarda plastik atık ithal eden ülkelerden biri haline gelmesini, “sürdürülebilirlik” söylemi ile fiili uygulamalar arasındaki temel çelişkilerden biri olarak ele alıyor. 

Belgede ayrıca, geri dönüşüm ve atık işleme alanlarında gençlerin ve göçmen gençlerin güvencesiz ve sağlıksız koşullarda çalıştırılmasının, yeşil dönüşüm adı altında yeni bir sömürü düzeni yarattığı ifade ediliyor. Özellikle yetersiz çevresel denetim, iş güvenliği eksikliği ve tehlikeli atıkların işlenme biçimleri nedeniyle oluşan risklerin, iklim politikasının toplumsal maliyetlerini gençler üzerine yıktığı belirtiliyor. Bu nedenle politika belgesi, iklim liderliğinin “Sıfır Atık” gibi vitrinsel anlatılarla değil; atık ticaretinin sıkı biçimde düzenlenmesi, emek haklarının güvence altına alınması ve çevresel denetimin güçlendirilmesi gibi somut adımlarla değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. 

COP31’e giderken öne çıkan talepler

Politika belgesinin son bölümünde COP31 sürecine yönelik bir dizi öneri yer alıyor. Bunlar arasında iklim finansmanının yeniden dağıtım temelinde ele alınması, Kayıp ve Hasar Fonu’nun adalet temelli biçimde güçlendirilmesi, fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı takvimler oluşturulması, büyüme sonrası ekonomi yaklaşımlarının politika yapım süreçlerine dahil edilmesi, atık ve madencilik ekonomilerinin daha sıkı düzenlenmesi, gençlik katılımının bir hak olarak tanınması, sivil alanın korunması ve yeşil dönüşümde emek haklarının güvence altına alınması öne çıkıyor.

Bu yönüyle belge, COP31 öncesinde gençlik örgütlerinin iklim adaleti, demokratik katılım ve yapısal dönüşüm taleplerini ortak bir çerçevede bir araya getiriyor.

COP31’e ortak müdahale

LSU ile birlikte hazırladığımız bu politika belgesi, mevcut iklim yönetişiminin sınırlarını görünür kılıyor ve COP31 sürecine yönelik alternatif bir yön ortaya koyuyor. Belge, iklim politikasını teknik bir mesele olarak ele alan yaklaşımlara karşı, gençlik perspektifinden daha adil, kamusal ve demokratik bir çerçeve sunuyor.

Politika belgesi için tıklayın.

* Bu politika belgesi, 22–28 Şubat 2026 tarihlerinde Gençlik Örgütleri Forumu (GoFor) ve İsveç Çocuk ve Gençlik Örgütleri Ulusal Konseyi (LSU) tarafından ortaklaşa düzenlenen ‘Çevresel Sürdürülebilirlik ve Adalet Değişim Programı: Faz II’ye İsveç’ten katılan katılımcıların görüşlerini, yaklaşımlarını ve taleplerini yansıtmaktadır. Bu belge, program süresince paylaşılan kolektif içgörüleri ve perspektifleri temsil eder ve LSU’nun resmî görüşlerini veya politikalarını yansıtmaz. Bu belgede ‘LSU’ ifadesi kullanıldığında, bu yalnızca değişim programına katılan LSU katılımcılarını ifade etmekte olup, kurumun tamamını kapsamamaktadır.

 

 

Önerilenler

Skip to content