Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), 9 Nisan 2025 tarihinde gerçekleştirdiği Genel Kurul oturumunda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrasında yaşanan hak ihlallerini gündeme aldı. Oturumda, özellikle gençlerin öncülüğünde gerçekleşen barışçıl protestolara yönelik müdahaleler ve sonrasında yaşanan ağır insan hakları ihlalleri değerlendirildi.
Gençlere yönelik ihlaller AKPM kararına yansıdı
AKPM tarafından kabul edilen 16151 numaralı karar, Türkiye genelinde gençlerin liderliğinde düzenlenen gösterilere yönelik güvenlik güçlerinin uyguladığı biber gazı, plastik mermi ve TOMA müdahalesi ile protestocuların darp edilmesi, yerlerde sürüklenmesi ve gözaltında şiddet görmesi gibi vakaları açıkça kayıt altına aldı. Yaklaşık 2.000 kişinin gözaltına alındığı, 300’ü aşkın kişinin – çoğunluğu genç – tutuklandığı belirtilen kararda, çıplak arama ve cinsel taciz gibi çok sayıda ağır ihlal detaylı biçimde yer aldı.
AKPM, bu kapsamda Türkiye’yi tüm gözaltına alınan gençleri serbest bırakmaya, ihlalleri bağımsız şekilde soruşturmaya ve demokratik haklara tam saygı göstermeye çağırdı. Aynı zamanda kamu gösterilerine yönelik yasakların kaldırılması, ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların sonlandırılması ve muhalif seslere yönelik baskıların durdurulması talepleri yinelendi.
Parlamenterlerden güçlü destek mesajları
Oturumda söz alan Türkiye delegasyonundan Aysu Bankoğlu, “Gençlerin barışçıl gösterileri, acımasız polis şiddetiyle; biber gazı, tazyikli su ve plastik mermilerle karşılaştı. 2 binden fazla yurttaş orantısız güç kullanılarak gözaltına alındı. 301 kişi – çoğunluğu genç – hâlâ cezaevinde tutuluyor.” sözleriyle gençlere yönelik baskının boyutlarını dile getirdi. Bankoğlu ayrıca, “Korku duvarları yıkılıyor, gençler ayağa kalkıyor, kadınlar öncülük ediyor, bu ülkenin halkı susturulamayacak.” diyerek tüm baskılara rağmen süregelen gençlik direnişine dikkat çekti.
Almanya’dan Derya Türk-Nachbaur, “Bu aynı zamanda bir neslin tamamının elinden kendi ayakları üzerinde durma gücünün, ekonomik bağımsızlığının, ifade özgürlüğünün, bugünlerinin ve hepsinden önemlisi geleceklerinin alınmasına yönelik bir girişimdir.” dedi. Gençlerin karanlığın içinden çıkıp mücadele edebileceğini vurgulayan Türk-Nachbaur, “Sizi görüyoruz, sizi duyuyoruz ve yanınızda duruyoruz. Yalnız değilsiniz.” ifadelerini kullandı.
Gökçe Gökçen ise, “301 genç, bir suç işledikleri için değil, barışçıl protestolara yönelik sistematik yasaklara karşı cesaret gösterdikleri için hapiste.” diyerek gençlerin yargılandığı süreçlerin siyasi niteliğine işaret etti. Gökçen, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.” sözleriyle Türkiye’deki kitlesel dayanışma ruhunu aktardı.
Frank Schwabe, “Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılmasını talep ettiğimizi açıkça ifade etmesini bekliyoruz. Sadece onun değil, hapsedilen gençlerin de serbest bırakılmasını talep ediyoruz.” diyerek tutuklamalara karşı net tavır gösterdi.
Petra Bayr, “Kadın protestocuların tutuklandığını ve onlara karşı cinsel şiddet uygulandığını duyduğumda gerçekten şok oldum.” sözleriyle, özellikle genç kadınlara yönelik şiddete dikkat çekti.
Eş Raportör David Blencathra ise, “İmamoğlu’nun tutuklanması, çoğunluğu gençlerden oluşan barışçıl kitlesel protestoların benzeri görülmemiş bir dalgasını tetikledi.” diyerek Türkiye’deki genç hareketinin kapsamına vurgu yaptı.
GoFor’dan gençlik odaklı öneriler ve çağrı
Bu oturumun öncesinde, 7 Nisan 2025’te Dora Bakoyannis’in yayınladığı “Ekrem İmamoğlu’na Yönelik Siyasi Zulüm ve Türkiye’de Demokrasinin Aşınması” başlıklı deklarasyon, 41 Parlamenter tarafından imzalanarak AKPM gündemine taşındı.
GoFor olarak, bu süreçlerin gençlerin yaşadığı hak ihlallerini de kapsaması gerektiğini vurgulayarak Parlamenter Meclis’e dört başlıkta talep iletildi:
- Gençlerin temel haklarının ihlalleri, tüm değerlendirme ve karar metinlerinde açıkça yer almalıdır. Sivil yaşama aktif katılan gençler, artan şekilde kriminalize edilmekte; polis şiddeti, çevrimiçi sansür ve gözdağına maruz kalmaktadır.
- Türkiye’deki gençlerin özgürlüklerini ve karşılaştıkları ihlalleri incelemek üzere bir Gençlik Hakları Özel Raportörü atanmalıdır. Bu, AKPM’nin izleme çerçevesine anlamlı bir katkı sunacaktır.
- Bilgi edinme ziyaretleri ve ülke değerlendirmeleri sırasında, özellikle örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılardan doğrudan etkilenen genç aktivistler, öğrenci liderleri ve gençlik örgütleriyle doğrudan temas kurulması gerekmektedir.
- Gençlerin öncülük ettiği örgütlerin sivil alanının korunması, Avrupa Konseyi’nin CM/Rec(2022)6 sayılı Tavsiye Kararı doğrultusunda tanınmalıdır.
- Avrupa Konseyi’nin Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi dâhil olmak üzere tüm izleme ve değerlendirme faaliyetlerinde, gençlik örgütleriyle sahadan istişareler teşvik edilmelidir.
Taleplerimizin AKPM karar süreçlerine katkı sunduğunu görüyor; Türkiye’deki gençlerin hak mücadelesinin ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmasının önünü açan bu gelişmeleri önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’de gençliğin sesi olmaya ve onların haklarını her düzeyde savunmaya devam edeceğiz.





