Üniversitelerde yeni dönem mücadeleyle başlıyor

Yeni bir akademik döneme girilirken, üniversitelerde öğrencilerin haklarına yönelik müdahaleler bir kez daha görünür hale geliyor. Öğrencilerin bir araya gelme, örgütlenme ve üniversite yaşamına dair söz söyleme alanları, idari kararlar ve güvenlikçi uygulamalar yoluyla sistematik biçimde daraltılıyor. Bu tablo, üniversitelerde istisnai değil, süreklilik gösteren bir baskı rejimine işaret ediyor.

Bu sürecin güncel örneklerinden biri, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanıyor. Üniversitede dört öğrenci kulübüne ait Güney Kampüs’teki odalar, öğrencilerin tüm itirazlarına rağmen idari bir kararla boşaltıldı. Rektörlük tarafından yapılan açıklamada kararın “kulüp alanlarını ortak kullanıma açmak” amacıyla alındığı ifade edilse de, bu gerekçe öğrencilerin halihazırda ortak kullanımda olan mekanlarından dışlanmasını meşrulaştırma işlevi görüyor. Kulüp ve toplulukların kullandığı bu alanlar zaten öğrencilerin bir araya geldiği, kolektif üretim yürüttüğü ve dayanışma kurduğu mekanlardı. Bu kararı protesto etmek için ertesi gün kampüste bir araya gelen öğrenciler polis ablukası ile karşılaştı. Öğrencilere biber gazı sıkıldı, kampüse giriş ve çıkışlar engellendi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar tekil ve istisnai bir olay değil, üniversitelerde uzun süredir derinleşen hak gasplarının ve antidemokratikleşmenin güncel bir örneği. Türkiye’nin farklı üniversitelerinde her akademik dönemde, öğrencilerin bir araya gelme, örgütlenme ve birlikte söz söyleme alanlarının sistematik biçimde daraltıldığına tanıklık ediyoruz. Bu, itirazın, kolektif yaşamın ve demokratik katılımın tasfiye edildiği daha geniş bir dönüşümün parçası.

Ne olmuştu?
2023 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde çok sayıda öğrenci kulübünün odası boşaltılmış, kulüpler kampüs yaşamından kopuk bir konumda bulunan mezunlar derneği (BÜMED) binasına taşınmaya zorlanmıştı. 

Kulüp ve topluluklar yalnızca sosyal faaliyet alanları değil, üniversite içinde katılım, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün en önemli mekanlarıdır. Bu alanların idari kararlarla ortadan kaldırılması, üniversitelerin öğrencilerden arındırılmış, denetimli ve sessiz mekanlara dönüştürülmesine yönelik bilinçli ve politik bir yeniden düzenleme sürecine işaret eder.

Bu süreç, özellikle kayyım rektörlük uygulamalarıyla birlikte kurumsallaştı. Kayyum rektörler, üniversiteleri demokratik ve özerk yapılar olmaktan uzaklaştırarak öğrencilerin, akademisyenlerin ve üniversite bileşenlerinin karar alma süreçlerinden sistematik biçimde dışlandığı bir yönetim anlayışını kalıcılaştırıyor. Kulüp ve toplulukların varlığının ve işleyişinin engellenmesi, temsil mekanizmalarının etkisizleştirilmesi ve kampüs yaşamına dair kararların tek taraflı biçimde alınması bu rejimin doğrudan sonucu.

Öte yandan Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar, üniversitelerde giderek olağanlaştırılan güvenlikçi politikaların ulaştığı noktayı da gözler önüne seriyor. Polisin kampüslerde kalıcı bir unsur haline getirilmesi, olağanüstü uygulamaların olağanlaştırıldığını gösteriyor. Kampüsler polis müdahaleleriyle, çevik kuvvet bariyerleriyle ve giriş-çıkış kısıtlamalarıyla yönetilemez. Güvenlikçi yaklaşım, öğrencileri potansiyel bir tehdit olarak konumlandıran bir zihniyetin ürünüdür ve ifade özgürlüğünü, barışçıl protesto hakkını ve demokratik katılımı doğrudan hedef alır.

GoFor olarak üniversitelerde yaşanan bu müdahaleleri Türkiye’de derinleşen antidemokratikleşme hattının ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Öğrencilerin örgütlenme özgürlüğünü, kampüs yaşamına dair söz ve karar hakkını savunmayı temel bir hak mücadelesi olarak ele alıyoruz.

GoFor olarak;

  • Kulüp ve topluluklara ait odaların derhal iade edilmesini, bu alanların öğrencilerin kullanımına açık, güvenceli ve özerk hale getirilmesini,
  • Bütün üniversitelerde kulüp ve toplulukların işleyişine yönelik idari baskı ve keyfi müdahalelere son verilmesini,
  • Öğrencilerin örgütlenme, ifade ve barışçıl protesto haklarının üniversite yönetimleri tarafından tanınması ve korunmasını,
  • Kampüs alanlarına ilişkin tüm karar süreçlerinde öğrencilerin ve öğrenci temsilcilerinin eşit, bağlayıcı ve sürekli söz hakkının sağlanmasını,
  • Üniversitelerde polis varlığına ve güvenlikçi politikalara son verilmesini, kampüslerin sivil, özgür ve demokratik alanlar olarak düzenlenmesini,
  • Kayyum rektörlük uygulamalarının sonlandırılması ve üniversitelerde demokratik, katılımcı yönetim modellerinin hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Üniversitelerde Kayyım Rektör Politikasına İlişkin Bilgi Notu

GoFor olarak Haziran 2025’te hazırladığımız bilgi notu, 2016 sonrası üniversitelerde, sistematik hale gelen kayyım rektör uygulamalarını odağına alıyor. Not, yalnızca rektör atamalarındaki hukuki ve yönetsel değişiklikleri değil; bu değişikliklerin üniversitelerin kurumsal işleyişinde, akademik özgürlük ortamında ve öğrenci haklarında yarattığı yapısal tahribatı tematik başlıklarla inceliyor.

Bilgi notunu okumak için tıklayın.

 

Önerilenler

Skip to content