Her 19 Mayıs’ta gençlikten söz ediliyor. Gençlik kürsülerde umutla anılıyor, afişlerde genç yüzler kullanılıyor, meydanlarda gençliğe sesleniliyor, salonlarda gençlik adına konuşuluyor.
Geleceğimizi belirleyen kararlar bugün alınıyor. Kentler bugün planlanıyor, bütçeler bugün yapılıyor, üniversiteler bugün yönetiliyor. Eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal destek ve kentlere dair kararlar bugün veriliyor. Gençlerin hayatını doğrudan etkileyen politikalar bugün kuruluyor.
Biz de
bugünün içinde,
bugünün krizleriyle,
bugünün eşitsizlikleriyle,
bugünün mücadelesiyle
varız.
KYK borcunu düşünerek güne başlayan, kiraya çıkamadığı için kendi hayatını kuramayan, ücretsiz stajda emeği görünmeyen, güvencesiz işlerde tutunmaya çalışan, okul ile iş arasında sıkışan, ne eğitimde ne istihdamda olduğu için istatistiklere hapsedilen gençleriz. Kampüste söz aldığı için soruşturulan, sosyal medyada yazdığı için hedef gösterilen, örgütlenmek istediği için kulübü denetlenen, toplantı yapmak istediğinde kapılar yüzüne kapanan gençleriz. Buradayız.
Genç kadınlar olarak sokakta, okulda, işte, siyasette ve evde eşitsizliğin farklı biçimleriyle karşılaşıyoruz. LGBTİ+ gençler olarak varlığımıza yönelen nefretle, kriminalizasyonla ve dışlanmayla mücadele ediyoruz. Engelli gençler olarak erişilebilir olmayan binaların, süreçlerin, kentlerin ve karar mekanizmalarının dışında bırakılıyoruz. Kürt gençlerin, mülteci gençlerin, yoksul gençlerin, çalışan gençlerin, öğrencilerin, anadilinde konuştuğu için dışlananların, inancı ya da inançsızlığı nedeniyle hedef gösterilenlerin deneyimleri aynı gençlik anlatısına sığmıyor.
Bu ülkenin gençleri aynı sırada beklemiyor. Kimimiz sıranın en arkasına itiliyor, kimimiz daha baştan sıranın dışında bırakılıyor. Kimimiz görünmez kılınıyor, kimimizin adına konuşuluyor, kimimizin varlığı tehdit gibi gösteriliyor. Ayrımcılık gençlerin hayatında tekil bir deneyim olarak yaşanmıyor; eğitime erişimi, işe alınmayı, barınmayı, sağlığa ulaşmayı, kampüste var olmayı, sokakta güvende hissetmeyi ve örgütlenmeyi belirleyen bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.
Eşit yurttaşlık,
kağıt üzerinde aynı haklara sahip olmaktan
çok daha fazlasını gerektiriyor.
Her gencin kimliği, dili, inancı, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi, etnik kökeni, sosyoekonomik durumu ya da kendisinden başkasını ilgilendirmeyen seçimleri nedeniyle dışlanmadan bu ülkenin kamusal hayatına katılabildiği bir düzen istiyoruz. Gençlerin sözünün karşılık bulduğu, örgütlülüğünün güvence altına alındığı, temsiliyetinin güçlendiği ve karar süreçlerinde yetki sahibi olduğu bir demokrasi talep ediyoruz.
Gençliği tek tip bir kalıba sığdıran, yalnızca neşesiyle ve enerjisiyle yer veren dar anlatılara sığmıyoruz. Gençliğin içinde yoksullukla, ayrımcılıkla, güvencesizlikle, baskıyla, temsilsizlikle ve dışlanmayla mücadele eden milyonlarca farklı hayat var. Bu hayatların her biri eşit yurttaşlık talebinin parçası.
Bu 19 Mayıs’ta gençleri geleceğe havale eden her söze karşı bugünün emeğinde, kampüsünde, kentinde, sokağında, örgütlülüğünde ve kararlarında var olduğumuzu hatırlatıyoruz. Krizleri bugün yaşıyor, kararların sonuçlarıyla bugün karşılaşıyor, eşitsizliklere karşı bugün mücadele ediyoruz. Söz, yetki ve güvenceyi bugünün demokrasisi için istiyoruz.
Eşit, özgür, çoğulcu ve ayrımcılıktan uzak bir yaşam için mücadele eden tüm gençlerin 19 Mayıs’ı kutlu olsun.
GoFor
Gençlik Örgütleri Forumu





