Ahlak vesayetinizi kabul etmiyoruz

Adalet Bakanlığı’nın 14 Eylül 2026’da Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderdiği ve “Ailenin, Gençlerin ve Toplumun Genel Ahlaka Aykırı ve Olumsuz Etkileyen İçerik ve Oluşumlardan Korunması” başlığını taşıyan genelgeyi gençlik hakları açısından kaygıyla karşılıyoruz. Genelge, gençlerin öznelliğini yok sayarak en temel gençlik haklarını doğrudan ihlal ediyor.

Genelgede geçen  “toplumun temel değerleri”, “cinsiyetsizleştirme” ve özellikle “cinsiyetsizleştirmeye teşvik eden faaliyetler” gibi ifadelerin kapsamı ve hangi somut fiilleri ifade ettiği açıklanmıyor. “Genel ahlak” ise Anayasa’da belirli haklar bakımından bir sınırlama sebebi olarak yer alsa da tek başına sınırsız bir müdahale yetkisi vermez. Dolayısıyla, kim, neyi “ahlaka aykırı” sayacağına keyfi biçimde karar verebilir. Oysa ceza hukukunun en temel kurallarından biri şudur: bir şeyin suç sayılabilmesi için, o suçun kanunda net ve önceden tanımlanmış olması gerekir. Belirsiz, herkesin farklı yorumlayabileceği kavramlarla insanlar suçlanamaz. Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetler ancak kanunla ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olarak sınırlanabilir. 

Temel hak ve özgürlükler, bu kadar muğlak ve ne anlama geldiği belli olmayan kavramlarla sınırlandırılamaz. Bu belirsizlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele ve insan hakları alanında çalışan örgütler bakımından hangi faaliyetlerin suç şüphesiyle ilişkilendirilebileceğinin öngörülebilirliğini zayıflatıyor. Genelgeyle yeni bir suç tipi yaratılamayacağı gibi, mevcut suç tiplerinin kapsamı da belirsiz kavramlar üzerinden genişletilemez. Üstelik genelgenin kendisi koruma tedbirlerine orantılı biçimde başvurulmasını öngörürken, “cinsiyetsizleştirmeye teşvik” gibi kapsamı belirlenmemiş bir kavram üzerinden faaliyetlerin arkasındaki amaçların araştırılması talimatı, bu orantılılık güvencesinin uygulamada nasıl sağlanacağı konusunda ciddi bir belirsizlik yaratıyor.

Genelgenin “cinsiyetsizleştirmeye teşvik eden faaliyetler” ile “araç suçlar” arasında kurduğu ilişki ve oluşumların “arkasındaki amaçların” araştırılmasına yönelik talimat, aynı belirsizliği somutlaştırıyor. Bir gençlik örgütünün faaliyetinin hangi noktada suç şüphesiyle ilişkilendirileceği açık ve öngörülebilir kriterlere dayanmalıdır. Bir örgütün “organize yapılanma” sayılarak örgütlü suç veya mali soruşturma mekanizmalarına konu edilmesi, hak savunuculuğu ile suç faaliyeti arasında varsayımsal bağlar kurulmasına yol açmamalıdır.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19, 21 ve 22. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 ve 11. maddeleri ifade ve örgütlenme/toplanma özgürlüklerini güvence altına alırken 14. madde sözleşme kapsamındaki hak ve özgürlüklerden yararlanırken cinsel yönelim ayrımı gözetmemeyi güvence altına alır. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerle kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde uluslararası sözleşme hükümleri esas alınır. Dolayısıyla temel haklar keyfi bir şekilde kısıtlanamaz.

Meselenin özü hukuki olduğu kadar kavramsaldır. Gençleri bir kimlikten ya da fikirden “korunması gereken” edilgen bir grup olarak tanımlamak, onları kendi kimliklerini, ilişkilerini ve topluluklarını kurma iradesine sahip öznelerden, yönetilmesi gereken nesnelere indirger. Bu yaklaşım LGBTİ+ kimliğini gençlerin korunması gereken bir tehdit olarak tanımlar ve bu korumayı bir kamusal görev haline getirir. Oysa böylesi bir yaklaşım toplumsal, siyasal ve dolaylı olarak ekonomik alanda kısıtlamalara yol açar. En temel hak olan var olma hakkından başlayarak tüm temel hak ve özgürlüklerini ihlal eder.

Çocukların korunmasına ilişkin özel hukuki yükümlülüklerin, reşit gençlerin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayan genel bir vesayet yaklaşımına dönüştürülmemesi gerekir. 

Gençler bugün hak sahibi yurttaşlardır: örgütlenebilen, söz söyleyebilen, bilgiye erişebilen ve kendilerini ilgilendiren kararlara katılabilen aktörlerdir. Gençleri koruma amacı, bilgiye erişimlerini kısıtlamanın, örgütlenme ve ifade özgürlüklerini daraltmanın ya da hak savunuculuğunu suç şüphesiyle ilişkilendirmenin gerekçesi haline getirilemez.

Bu kaygılar, LGBTİ+ örgütlerine, gençlik örgütlerine ve hak savunucularına yönelik son dönemdeki operasyonlar, gözaltılar, dernek aramaları ve dijital erişim engelleriyle birlikte değerlendirildiğinde daha da önem kazanıyor. Türkiye’nin gençlik politikaları, gençleri hakları ve özgürlükleri üzerinden güçlendirmelidir. Bunun yolu, gençlerin örgütlenebildikleri, bilgiye erişebildikleri, ayrımcılığa karşı destek alabildikleri ve kendilerini ilgilendiren konularda özgürce söz söyleyebildikleri alanları korumaktan ve güçlendirmekten geçer.

Gençlerin örgütlenme, ifade, bilgiye erişim, katılım ve ayrımcılıktan korunma haklarının güvence altında olması için çalışmaya devam edeceğiz.

GoFor
Gençlik Örgütleri Forumu

Önerilenler

Skip to content