Yükseköğretimde yeni kanun teklifi: Komisyondaki milletvekillerine taleplerimizi ilettik.

Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 2 Temmuz’da TBMM’ye sunuldu. 28 maddeden oluşan teklif, 14 Temmuz Salı günü (bugün) TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülecek.

Teklif, yükseköğretimde eşitsizlikleri ve güvencesizliği artırabilecek düzenlemeler içeriyor. Yabancı öğrenci statüsündeki tıpta uzmanlık öğrencileri arasındaki ayrım derinleşiyor. Vakıf üniversitelerine uygulanacak yaptırımların sonuçları ise doğrudan öğrencilere yansıyor.

Kanun teklifiyle, öğrenci affı dar ve dışlayıcı koşullara bağlanıyor. Ayrıca yükseköğretim kurumlarında çalışacak eğitim elemanları için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması zorunluluğu getiriliyor. Bu düzenleme, akademik özgürlüğü zedeleyebilecek yeni bir denetim mekanizması oluşturuyor.

Komisyon görüşmeleri öncesinde değerlendirme ve taleplerimizi komisyonda yer alan milletvekilleriyle paylaştık. Öğrenci affının daha kapsayıcı hale getirilmesini, vakıf üniversitelerine yönelik yaptırımlarda öğrencilerin haklarının korunmasını ve ayrımcılığa yol açabilecek düzenlemelerin kaldırılmasını talep ettik. Akademiye girişte keyfî uygulamalara zemin hazırlayabilecek güvenlik soruşturması mekanizmasından vaz geçilmesi gerektiğini de ilettik.

Peki, teklifte neler var?

Madde 1

Teklifin birinci maddesi yabancı öğrenci statüsündeki tıpta uzmanlık öğrencilerinin statülerinden dolayı kadrolarının bulunmaması ve dolayısıyla özlük haklarının da bulunmaması nedeniyle döner sermayeden pay alamıyor oluşlarını kanuni düzenlemeye bağlıyor. Yani bu düzenleme ile tıpta uzmanlık öğrencileri arasında uyruğa bağlı ayrımcılık yapılarak mevcut durumdaki eşitsizliği gidermek yerine bu eşitsizliği derinleştirecek bir düzenleme getiriliyor.

Madde 10

Teklifin onuncu maddesi vakıf üniversitelerine uygulanabilecek yaptırımları ve YÖK’ün bu konudaki yetki alanını tanımlamaktadır. Eğitimin niteliğini ve vakıf üniversitelerinin hesap verilebilirliğini artırma niyeti olsa da uygulanacak yaptırımlar kurumları ve yöneticileri değil öğrencileri cezalandırmak üzerine kurulmuştur. Vakıf üniversitelerine belirli koşullar altında; kontenjan kısıtlama, yeni program açmayı durdurma, öğrenci alımını durdurma ve faaliyet iznini askıya alma veya tamamen kaldırma yaptırımlarının uygulanabileceği belirtilen teklifte olası yaptırımlar doğrudan öğrencileri etkileyecek nitelikte kurgulanmıştır. Öğrenciyi merkeze almayan bu yaklaşım, kaliteyi artırmaktan ziyade belirsizlik ve güvencesizlik üretme riski taşımaktadır.

Madde 16

Teklifin on altıncı maddesi öğrenci affı düzenlemesini içermektedir. Bu kapsamda ilişiği kesilen öğrencilere ve kayıt hakkı kazandığı halde kayıt yaptıramayanlara tekrar yükseköğretime devam etme hakkı tanınıyor. Ancak bu af bazı şartlarda tanınıyor. Bu şartlardan ilki aynı eğitim düzeyinde geçmişte aftan faydalananları kapsam dışı bırakıyor. Bu da 2022 öğrenci affından faydalanan ve 2023 depremleri nedeniyle eğitim hayatına devam edemeyen öğrenciler başta olmak üzere aftan faydalanıp eğitimini tamamlayamayan bir çok öğrenciyi mağdur etmektedir. Bir diğer kısıt ise yasanın yürürlüğe girdiği tarihte ilişiği kesilmiş olmak şartıdır. Bu da bu sene içerisinde eğitiminin azami süresini doldurup mezun olamayarak üniversite kararı ile ilişiği kesilecek öğrencileri kapsam dışında bırakmaktadır. 

Affın kapsamına dair bir diğer kısıt ise terör suçları nedeniyle ilişiği kesilen öğrencilere ilişkindir. Teklifte bu kısım “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin millİ güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç” şeklinde oldukça geniş tanımlanmıştır. Bu geniş tanımlama birçok öğrencinin eğitim hakkını kullanmasının önünde bir engel oluşturmakla birlikte içinde bulunduğumuz barış sürecinde toplumsal yaşama katılıma dair de büyük bir engel oluşturmaktadır.

Madde 26

Teklifin yirmi altıncı maddesi ile yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları için de güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması zorunlu hale getirilmektedir. Bu durum hem akademik özgürlüğe aykırı bir şekilde öğretim elemanı olabilmek için akademik başarıya ek bir idari süreç getirmekte hem de akademisyen adayları üzerinde ek bir denetim mekanizması yaratarak sansür ve otosansür riskleri barındırmaktadır.

Taleplerimiz açık: Eşit, özgür ve güvenceli yükseköğretim

Bu çerçevede, söz konusu kanun teklifinin gençlerin eğitim hakkını, akademik özgürlüğü ve eşitlik ilkesini gözeten bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Özellikle yükseköğretimde ayrımcılığa yol açabilecek uygulamaların kaldırılması, öğrenci affının kapsayıcılığının genişletilmesi, vakıf üniversitelerine yönelik yaptırımlarda öğrencilerin haklarının güvence altına alınması ve akademiye girişte güvenlik soruşturması gibi belirsiz ve keyfiyete açık mekanizmaların kaldırılması temel taleplerimizdir. 

Gençlerin eğitim süreçlerine eşit, güvenceli ve özgür bir şekilde katılımını sağlayacak düzenlemeler, yükseköğretim politikalarının merkezine yerleştirilmelidir.

Önerilenler

Skip to content