“Gençlerin Gözünden Müzakere Süreci: Duygular, Deneyimler ve Beklentiler” raporunun lansmanında gençlerin sürece ilişkin yaklaşımı siyaset, hafıza, eşit yurttaşlık, katılım ve toplumsal barış eksenlerinde ele alındı.
Gençlik Örgütleri Forumu (GoFor) ve Hakikat Adalet Hafıza Merkezi (Hafıza Merkezi) tarafından hazırlanan “Gençlerin Gözünden Müzakere Süreci: Duygular, Deneyimler ve Beklentiler” raporunun lansmanı 23 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi.
Program, GoFor Genel Koordinatörü Hasan Oğuzhan Aytaç ve Hafıza Merkezi Eş Direktörü Olcay Özer’in açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından GoFor Örgüt Destek Koordinatörü Cansu Ceylan araştırmanın yöntemini, gençlerin sürece ilişkin duygu ve deneyimlerini ve raporun öne çıkan bulgularını sundu.
Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi tarafından üretilen saha verisine dayanan rapor, Türkiye’nin 47 ilindeki 255 ilçede yaşayan 18-35 yaş arası 1741 gençle yapılan görüşmelerden elde edilen bulguları içeriyor.
Gençler barışa inanıyor, sürece kaygıyla bakıyor
Araştırmaya göre gençlerin yüzde 70,7’si toplumsal barışın sağlandığı bir Türkiye’nin mümkün olduğuna inanıyor. Bununla birlikte gençlerin yüzde 52,2’si süreç hakkında kaygı veya şüphe duyuyor. Gençlerin yüzde 50,7’si müzakere sürecini desteklerken gençlerin sürece dahil edildiğini düşünenlerin oranı yüzde 35,8’de kalıyor.
Sunumda gençlerin sürece yaklaşımının destek ve karşıtlık oranlarıyla sınırlı kalmadığı belirtildi. Kaygı, umut, şüphe, aidiyet, gündelik deneyimler ve demokratikleşme beklentilerinin bir arada bulunduğu vurgulandı. Gençlerin toplumsal barış için hukuk devletinin güçlenmesi, eşit yurttaşlık, bireysel özgürlükler, geçmişle yüzleşme, sosyal adalet ve farklı grupların bir arada yaşayabilmesi gibi koşullarda geniş ölçüde ortaklaştığı aktarıldı.
Siyasetin perspektifinden müzakere süreci
Araştırma sunumunun ardından düzenlenen “Siyasetin Perspektifinden Müzakere Süreci” başlıklı oturumda DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş ve YENİ Parti İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın konuştu.
DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, sürecin kalıcı olabilmesi için toplumun katılımına, toplumsallaşmaya ve meşruiyete ihtiyaç duyulduğunu vurguladı: “Toplumsuz bir barış inşa edilemez. Toplumun katılımı, sürecin toplumsallaşması ve meşruiyetin sağlanması lazım ki süreç kalıcı olsun.”
Kürt meselesinin tarihsel arka planının, çatışmalı dönemde yaşanan ağır hak ihlallerinin ve cezasızlık deneyiminin çözüm tartışmalarında göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen Beştaş, meselenin güvenlik ekseninin ötesinde demokrasi, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşam çerçevesinde ele alınmasını savundu. Anadilin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın demokratikleşmenin temel parçaları olduğunu belirtti. Beştaş, gençlerin eğitim, barınma, işsizlik ve gelecek taleplerinin de barış tartışmasının parçası olduğunu ifade ederek siyasetin gençlerin barış ve özgürlük beklentilerine yanıt verme sorumluluğu taşıdığını söyledi.
YENİ Parti Milletvekili Yüksel Taşkın, gençlerin kaygılarının uzun yıllardır devam eden güvenlikçi siyasal iklim ve toplumsal kutuplaşmayla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gençlerin apolitik olduğu yönündeki yorumlara katılmadığını ifade eden Taşkın, değişim imkanı ortaya çıktığında gençlerin siyasal süreçlere katıldığını söyledi.
Gençlerin farklı görüşlerden insanlarla karşılaşabileceği ve meseleleri güvenli biçimde tartışabileceği alanların önemine dikkat çeken Taşkın şöyle konuştu: “Gençlerin farklı aktörlerle yan yana gelmeye, durup sakince tartışmaya çok ihtiyacı var.” Taşkın, toplumsal barış ile demokrasinin birlikte ele alınması ve farklı siyasi kesimlerin sürece dahil olduğu geniş bir uzlaşma zemininin kurulması gerektiğini vurguladı.
Hafıza, gençlik ve toplumsal barış
Programın “Hafıza, Gençlik ve Toplumsal Barış” başlıklı ikinci oturumunda ise Emine Uçak, Özgür Amed ve Berfin Coşkun konuştu.
Emine Uçak, araştırmada gençlerin dile getirdiği hukuk devleti, temsil, ifade özgürlüğü ve sosyal adalet beklentilerinin gündelik hayatta somut karşılıklarının bulunduğunu söyledi. Gençlerin hukuk devletini kuralların herkese eşit uygulanması üzerinden değerlendirdiğini belirten Uçak şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuk devletine soyut olarak bakmıyorlar. Kurallar işliyor mu, kurallar herkese aynı şekilde işliyor mu diye bakıyorlar.”
Uçak, temsil talebinin gençlerin kendi hayatlarını etkileyen kararlara katılabilmesiyle, ifade özgürlüğünün güvenli kamusal alanla, sosyal adaletin ise kalkınmanın ve iyileşmenin herkes için karşılık üretmesiyle ilişkili olduğunu söyledi. Gençlerin yukarıdan kurulan ve kendilerinin tabi olması beklenen süreçlere mesafeli yaklaştığını belirten Uçak, siyaset kurumunun gençlerin birlikte yaşama tahayyülüne ve dönüşüm beklentisine yeterli karşılık veremediğini ifade etti.
Özgür Amed, rapordaki yüksek aidiyet oranının önemli bir imkan sunduğunu ancak bu aidiyetin siyasal özneleşmeye dönüşmesinin önünde engeller bulunduğunu söyledi. Gençlerin ülkenin gidişatına etki edemediğini düşündüğünü ve örgütlü katılımın zayıf kaldığını belirtti.
Gençlerin hukuk, eşitlik, özgürlükler ve toplumsal barışın genel koşullarında ortaklaştığını ifade eden Amed, somut hak ve politika başlıklarına geçildiğinde ise ayrışmaların arttığını anlattı. Bu ayrışmanın deneyim ile tanıklık arasındaki fark ve güvenlikçi siyasal dil üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Amed, gençlerin sürece ilişkin konumunu üç temel eksenle özetledi: “Dil, kanal ve hafıza üç temel yoksunluk alanı olarak gençlerin önünde duruyor.”
Gençlerin barışı adlandırabilecek ortak bir dile, sürece dahil olabilecekleri kanallara ve umut üretebilecekleri bir barış hafızasına ihtiyaç duyduğunu söyleyen Amed, farklı siyasi geleneklerden gençlerin buluşabileceği temas alanlarının yeniden kurulmasını önerdi.
Berfin Coşkun, günümüz Kürt gençlerinin önceki kuşaklara göre daha kentli, daha eğitimli ve Türkiye toplumuyla daha fazla karşılaşma alanına sahip olduğunu belirtti. Buna rağmen ayrımcılık ve anadil başlıklarının Kürt gençlerin deneyimlerinde önemini koruduğunu söyledi. Türkiye’ye aidiyet duygusunun Kürt kimliğiyle birlikte var olabildiğini belirten Coşkun şöyle konuştu: “Türkiye’de aidiyet duygusu etnik kimlikle artık kırılma yaşamıyor. Bu bize çok büyük bir kapı aralıyor.”
Coşkun, önceki çözüm sürecinin hafızasının hem Türk hem de Kürt kamuoyunun bugünkü sürece yaklaşımını etkilediğini belirtti. Mevcut süreçte haklar ve demokratikleşme çerçevesinin yeterince görünür olmamasının kaygıyı beslediğini, meselenin adıyla konuşulmasının ve sürecin çerçevesinin açıklığa kavuşmasının Kürt gençlerin güven duygusu açısından önem taşıdığını söyledi.
Gençlerin deneyimleri sürecin parçası olmalı
Her iki oturumda da gençlerin süreçteki yerinin güçlendirilmesi ve farklılaşan deneyimlerinin karar alma mekanizmalarına taşınması gerektiği vurgulandı. Oturumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümlerinde gençlerin karar alma süreçlerine katılımı, geçmiş süreçlerin hafızası, anadil, eşit yurttaşlık, güvenlikçi söylem, siyasi partilerin sorumluluğu ve toplumsal rızanın nasıl güçlendirilebileceği ele alındı.
Lansmandaki değerlendirmelerde gençlerin müzakere sürecine yaklaşımının destek ve karşıtlık oranlarının ötesinde kaygı, güven, hafıza, gündelik deneyimler ve katılım kanallarıyla birlikte ele alınması gerektiği öne çıktı.
Raporun tamamına ise buradan ulaşabilirsiniz.





